humann (kıbrıs (girne)) ,   hayırlı yayınlar (güz gülleri)br tüm dinleyenlere gelsin...    |           Arif ,   Selam ...    |           Elif ,   merhabalar güzel akşamlar,Bahadır Özüşenden görmez oldu gözlerim bahtımın karasından çalarmısınız. Tüm dinleyenlere gelsin teşekkürler....    |           cesur (istanbul) ,   slm iyi yayınlar yasmin güzel bir slow şarkı dinlemek isterim tşş saygılar seçimi sen yap şarkı tüm biz fm ailesine gelsin bu arada ben kenan ziya dişçioğlu)...    |           MELİKE ,   Merhabalar sorunsuz yayınlar diliyorum Sibel Can yeni aşkım parçasını rica etsem olur mu? lütfen çalın...    |           Sibel ,   Selamlar Yasemin Göksudan aldı gitti parçasını çalar mısınız...    |           Gülfem ,   selam iyi geceler Buraydan seni sevmiyorum artık parçasını rica edebilir miyim. Dinleyen herkese gelsinbr...    |           birol aşçıoğlu (x) ,   merhaba ablacım iyi yayınlar...    |           ramazan çakıcı (antalya) ,   daha slow bişey olsun...    |           Duygu ,   Zeki müren oluyorum kederimden sarkisini rica etsem....    |           aydın öztürk ,   selam melek mahnut tuncerden ankara çalarsan sevinirim efenim tşkrrbr...    |           Ibrahimle seyri Alem (Istanbul avcilar) ,   Selamlar kolay gelsin dinlemedeyim hayirli geceler😊😊 arabesk bir esere yer verirsen dinleriz degerli meslektasim...    |           Gökhan Altın (Münih) ,   Güçlü soydemirden ne senle yaşanıyor nede sensiz oluyoru çalarsan sevinirim ...    |           last alemci (edirne) ,   sibel can SENDEN BAŞKA KİMSEM YOK ricamdır kardeşim sevgiler...br...    |           figen yazkan (ist) ,   bülent ersoydan düşkünüm sanaa sekoo rica etsemmbr...    |           Çakır GÜLLÜ (KONYA ) ,   Seko abi hayırlı akşamlar benim istek noldu...    |           Nursen (Anamur) ,   Slm iyi aksamlar kolay gelsin sesini duymak ne kadar guzel bizim icin bi damar calda dinleyelim ...    |           sevda (İstanbul) ,   Selam kolay gelsin iyi yayınlar ...    |           Fatihli ,   Çok sevdiğim, teşekkür ederim.Emeginize sağlık.. ...    |           Hababam Yilmaz (İstanbul) ,   Sana feda bir canim var.Harika bir parca👏👏👏...    |           Sevay (Abd) ,   Selam Ercan bey iyi yayınlar vatanima selamlar...    |           Ogün özmen (İzmir ) ,   Ferdi Tayfur bizim sokaklar ...    |           Riza (Dikili) ,   Seko benim için bir şarkı cal...    |           birol aşçıoğlu (x) ,   merhaba abicim iyi yayınlar iyi akşamlar kilin mubarek olsun seviliyorsun abicim...    |           Fatihli ,   Değerli büyüğümüzün ellerinden oper,ailenizin ve sizin kandilinizi kutlar,saygilarimi gönderirim.Kulagim sizde keyifle dinlenmektesiniz. ...    |           MERCAN ,   KANDILIN MÜBAREK OLSUN ....    |           Kaan kadanali (Erzurum) ,   Mrb Ercan abim...    |           Nagehan ,   selamlar sorunsuz yayınlar Selda Bağcan öyle bir yerdeyim ki parçasını rica etsem . Şimdiden teşekkürler...    |           aydın öztürk ,   selam pırlıtı kamuran akkordan bir ateşe atyın beni çalarmısın tşkrrrrr :)...    |           birol aşçıoğlu (bursa) ,   merhaba ablacım iyi yayınlar iyi akşamlar ...    |         
Kullanıcı:    Parola:    Üye Ol   Şifremi Unuttum  
 
 
 

Murat Hattatoğlu Show çok yakında BizFm de !

 

Erzurumun gelmiş geçmiş en iyi radyo programcısı ve en komik stand up'cısı Murat Hattatoğlu çok yakında BizFm de yerini alıyor !

‘RADYOCU’ KİMLİĞİM, GERÇEK KİMLİĞİMİ BULMAMI SAĞLADI

Yaşamın getirdiklerine kafa tutmuş ve kendi renginin sahibi olmak için mücadele etmiş olan radyocu ve oyun yazarı Murat Hattatoğlu, radyoculuktan tiyatroculuğa akan hayat serüvenini anlattı. Dramatik yazarlık mezunu Hattatoğlu, tiyatro mesleğine olan tutkusunu “radyocu kimliğim gerçek kimliğimi bulmamı sağladı. Ben tiyatro ile tanışarak gerçek rengimi buldum” dedi.

Radyoculuk ve Tiyatroculuk mesleğinin iki farklı renk olduğunu bu iki renginde ruhuna çok yakıştığını belirten Hattatoğlu, ”Hayallerinize ulaşmak için çok çaba harcarsınız, her insan bu çabayı gösterir kanımca. Radyoculuk ve Tiyatroculuk hayatta doğru tercihlerimdi.” ifadelerini kullandı.

Erzurum’un gerçek sanatçısı Tarık Akan ile ilgili Atatürk Üniversitesi Kültür ve Gösteri merkezinde “Karda bir iz, Tarık AKAN” adlı fotoğraf sergisini düzenleyen Murat Hattatoğlu “Tarık Akan sanata, tiyatroya âşık olmamı sağlayan insandır. Benim ışığımdır. Çocukluğumdan beri ona olan büyük bir hayranlığım var. Bütün filmlerini çok severek ve beğenerek izledim ve nihayet onunla tanışmak kısmet oldu. Onunla hep bir projede birlikte çalışmak istedim. Ama zaman geçtiğini görünce onun yanına gittim ve tanıştım.” ifadelerini kullandı.

Sanata ve sanatçıya gönlünü kaptırmış ve bu uğurda hayatın somurtkan yüzüne çokça rastlamış, radyocu, tiyatrocu ve aynı zamanda oyun yazarı Murat Hattatoğlu ile acı-tatlı bir sohbetin içindeyiz. Oturduğumuz mekân oldukça sıcak ve samimi bir mekân. Melankoli’nin sessizce ıslık çaldığı, her renkten insanın oturduğu bir yer. Sanki herkes sohbetimize ortak olmuş gibi ortam sessiz sadece gözler konuşuyor. Murat Hattatoğlu birden bu durumu bozuyor “Şimdi radyo stüdyosunda oturup bu sohbeti gerçekleştirmek vardı.” diyor tebessüm ederek. Hiç istifimi bozmadan onu geçmişe götürüyorum. ”Radyoculuktan tiyatroculuğa geçme hikâyeniz nedir? Sorusuna Hattaoğlu, çayını yudumlayıp birden gözlerini uzağa daldırıyor ve derin bir nefes alarak ve birazda gözleri buğulanarak anlatmaya başlıyor “Lisede arkadaşlarım ses tonumu çok beğenirlerdi. Öğretmenlerimde yazdığım yazıları, şiir deneme gibi yazıları hep bana okuturlardı. Daha sonra 17 yaşında Erzurum Radyo dinamik’te radyo ile tanıştım. Arkadaşlarımın yönlendirmesi ve tavsiyesi ile başladım. Bir gün gittim radyo dinamiğin kapısını çaldım. Tabi o dönemler 90’lı yıllar. Yani radyoların en çok dinlendiği yıllar. Beni kabul ettiler ve orda çalışmaya başladım.” Hattatoğlu’nun sözünü balla bölerek “Ne kadar sürede orda çalıştınız?” Sorusuna “1997 yılından 2001 yılına kadar aralıklarla orda çalıştım. İstanbul serüvenimden sonra Erzurum’a dönüp üniversiteyi kazanınca Erzurum Güncel Fm’de çalışmaya devam ettim. Erzurum’da herkes beni Güncel Fm dönemlerimden tanır. Tabi 2007 yılına kadar devam etti radyo serüvenim. Show programları, reklam seslendirmeleri, haber spikerliği ve prodüksiyon sorumlusu olarak çalıştım. Uzun bir süre de stand-up gösteriler yaptım. Tiyatroyla tanışma hikayem şöyledir; Radyo Dinamik’te 1999’ yıllarında çalışmaya devam ederken o dönem radyoya Devlet Tiyatrosu’ndan sanatçılar reklam seslendirmesi ve program yapmak için gelirlerdi. Bu sayede çok güzel insanlarla tanıştım. Şu an İzmir Devlet Tiyatrosu’nda olan Sadık Yağcı ve Ankara Devlet Tiyatrosu’ndayken trafik kazası sonrası kaybettiğimiz Meral Taytuğlu beni tiyatro ile tanıştıran kişilerdi. Onlar sayesinde çok sevdim tiyatroyu ve çok sıklıkla gitmeye başladım. Adeta kendimi bulmuştum.”

Hattatoğlu tiyatro serüvenini anlatırken gözleri doluyor ve ketum olmaya çalışırcasına ciddiyetle devam ediyor konuşmalarına. “Daha sonraları karar verdim. Radyoculuğu bırakmayacaktım. Radyoculuğa âşıktım ve devam etmeliydim. Çünkü radyoyu bir müddet bırakınca kendimi eksik hissettim. Bu yüzden radyo serüvenime İstanbul da devam etmeye karar verdim. İstanbul’da da çeşitli radyolarda çalıştım. Radyo Klâs, radyo Tempo, Radyo D gibi önemli radyolarda çalıştım. Aynı zamanda o sıralarda TGRT’ de haber perforelerini seslendiriyordum. İstanbul’da Erzurumluların radyosu olan Medya FM’de de bir müddet çalışmıştım.”diyen Hattatoğlu, derin nefes alarak ve etrafı kısaca süzerek, tekrar bana dönüp “İnsan çok özlüyor geçmişi. Hele de güzel anıları varsa.” Bu sözün üzerine; “Radyo sizin için tiyatrodan daha mı tutkulu ve etkili. Ya da daha mı içinizde iz bırakmış?” Sorusuna Hattatoğlu, biraz şaşkın ve birazda düşünceli bir şekilde soruyu cevaplamaya çalışıyor.

“Aslında hem evet, hem hayır.” Tebessüm ediyor ve devam ediyor. “Radyoculuk benim asıl işim. İnsanlar beni radyocu kimliğimle tanırlar. Ama ben radyo sayesinde gerçek kimliğimle tanıştım. Ben tiyatroculuğa farklı bir aşk besliyorum. Lakin beni bu aşkla tanıştıranda radyoydu. İkisini de çok istedim. Çünkü benim rengimdi beni ben yapan iki kavramdı. Muhakkak ikisini de elimde tutmalıydım. Fakat bazen hayat sizi hiç beklemediğiniz yollara iter ve arkanızdan kapıyı kapatır ve yapmanız gerek tek şey o yolda devam edebilmek. ”Hattatoğlu bunları söylerken yutkunuyor ve gözleri doluyor. O çayını yudumlarken fırsattan istifade ona şu soruyu yöneltiyorum. “Bu kadar radyoculuk geçmişiniz var. Ayrıca Tiyatroyu da çok seviyorsunuz aynı zamanda güzel işlere de imza atmışsınız. Peki, neden devam etmediniz? Hayatın size açtığı beklenmedik yollar ne?” Hattatoğlu o an gözlerini kaçırıyor ve ellerini ovuşturup, biraz suskun kaldıktan sonra devam ediyor.

“İstanbul’a geldiğim zaman radyoculuğa devam ederken tiyatroyu da hiç bırakmadım. Tiyatroyla ilgili sınavlara girdim fakat kazanamadım. Daha sonra bir arkadaşım aracılığıyla 2003 yılında Yılmaz Erdoğan ile tanıştım. BKM Mutfak, kurulmadan hemen önce. Bir süre BKM’ye gidip geldiğim bir dönem Yılmaz Erdoğan’ın isteğiyle ”BANA BİR ŞEYHLER OLUYOR” oyununa davetiye verdiler. Oyunu izlemeye gittim ve sonrasında ben oyun yazarı olacağım dedim kendi kendime. İşte o vakit oyun yazarı olmaya karar verdim. Tekrardan sınavlara girdim ve Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık bölümünü kazandım. Radyoculuk ve tiyatro devam ederken, evlendim bir oğlum oldu. Eve ekmek götürmem gerekiyordu. Tiyatrodan ve radyodan kazanacaklarım bizi geçindiremezdi. Bu yüzden bıraktım demeyelim de siyah bir ara verdim maalesef” diyen Hattatoğlu, aciz ve kırılgan bir bakış atıyor uzaklara. “Şimdi ne işle meşgulsünüz?” Sorusuna “Şimdi Türk Telekom’da çalışıyorum. Evime ekmek götürebiliyorum fakat ruhumu doyuramıyorum” diyen Hattatoğlu, o an duygularını saklayamıyor ve gözlerini kaçırıyor, soğuyan çayını tek bir yudumda bitiriyor. Kısa bir sessizlikten sonra kaldığı yerden konuşmasına devam ediyor Hattatoğlu. “İşten vakit bulduğum zamanlarda Devlet Tiyatrosu’na gidiyorum, Güncel FM’ şu an farklı bir çizgide yayınına devam ediyor. Ama radyo şu an gazete olarak yayınına devam ediyor. Arkadaşlarım, çevrem bu işe ne kadar çok âşık olduğumu biliyor. Şu an tam olarak iç içe olamayabilirim fakat hayatı biraz yoluna koyduğumda tekrar hayatımın renkli dönemlerine döneceğim. Çünkü tiyatro ve radyo sağlıklı nefes almamı sağlayan işler. Belki stand-up gösteriler yapabilirim önümüzdeki dönemde.” O an renkli bir tebessüm beliriyor Murat Hattatoğlu’nun simasında. Gözlerini masaya dikip düşüncelere dalıyor ve bir soru daha yöneltiyorum ona.

“Her şeye rağmen olmak istediğiniz yerde misiniz?” Sorusuna Hattatoğlu çok samimi bir şekilde yanıt veriyor. “Çocukluğumdan beri istediğim her şeyi yaptım. İstediğim mesleklerde yıllarca çalıştım ve hayatta bazı küçük sürprizler olabilir bu da çok doğal. Evet, her şeye rağmen güzel bir yerdeyim, tam istediğim yerde olmasa da iyi bir yerdeyim kendi fikrimce.  Geçtiğimiz günlerde çok istediğim ve hayalini kurduğum Tarık Akan sergisini de düzenledim. Tarık Akan ile aynı afişte adımın olması beni çok mutlu etti. Tiyatro ve stand-up gösterilerde afişlerim şehri süslerdi ama Tarık Akan sergisi bir başka.”  Bu yanıt üzerine sergi fikri nasıl çıktı ortaya? Neden Tarık Akan? Sorusunu sormadan edemiyorum. Hattatoğlu sıcak ve güzel bir gülümseme ile anlatmaya başlıyor.

“Çocukluğumdan gelen bir şey. Çocukluğumdan beri onun filmlerini izliyorum. İzlemediğim, ezberlemediğim bir filmi dahi yok. Küçükken Dumlu’ya giderdik sürekli. Orda yaşarken büyüklerimiz ‘Tarık Akan Dumlu’lu,  Dumlu’da yaşadı’ gibi şeyler söylerlerdi. Bende de bu durum büyük bir merak uyandırdı. Uzun zaman Tarık Akan’ı araştırdım. Eski dergileri sahaflardan aldım. Biriktirdim. Bu arşivim çoğalınca Tarık Akan için facebook sayfası açtım. Serginin dışında Tarık Akan’la ilgili bir kitap projem de var. Bunları konuşmak için geçen yılın sonunda onun yanına gittim. Beni çok sıcak ve samimi karşıladı. Sanki uzun yıllardır tanışıyor gibiydik. Çok mütevazı ve alçakgönüllü bir sanatçı. Ona olan hayranlığımı, anılarımı anlattım. Erzurum’dan ve Dumlu’dan konuştuk. Daha sonra kitap ve fotoğraf sergimle ilgili düşüncelerimi anlattım. Çok şaşırdı, mutlu oldu. Desteğini de esirgemedi. Sergiye koyacağımız fotoğrafla hakkında fikir alışverişinde bulunduk. Daha sonra Erzurum’a gelip bu sergiyi gerçekleştirdim. Kendisi de gelmek istedi sergiye ama işlerinin yoğunluğundan dolayı gelemedi.” İstediğiniz ilgiyi bulabildiniz mi sorusu üzerine Hattatoğlu bir an duraksıyor ve ciddiyetle “Evet istediğim ilgiyi bulabildim. Halkın ilgi göstermeyeceğini düşündüm. Sergi açılmadan önce sergiyi açmamam için bir çok tehdit aldım. Bu nedenle üniversite içinde açtım sergiyi. Üniversite öğrencileri ve akademisyenler büyük ilgi gösterdi.”diyen Hattatoğlu, yüzünü ekşitip ve ciddi bir tutumla konuşmasını şöyle sürdürüyor “Lakin benim bu sergiyi yapacağımı duyan bazı kesimler sosyal medya üzerinden “Tarık Akan’ı Erzurum’da istemiyoruz” adında gruplar kurdular ve bu durum beni asla korkutmadı. Aksine bu işi daha da çok gerçekleştirmek istedim.”diyor ve yine o güzel tebessümü yüzünde beliriyor. Gömleğinin cebinden sigarasını çıkarıp mütevazı bir şekilde yakıp tüttürmeye başlıyor. O an mekânda çalan güzel müziğin ritmine bırakıyoruz sohbetimizi ve kendimizi...

 

 
Tarih       : 27 Mayıs 2017